Ropörtaj

Zeynep Nal Sezer’in “Huysuz Arzuhalci” adlı interaktif eseri üzerine

Bu röportaj amber’15 Dijital Sanat Festivali için hazırlanmıştır.

ÇZ: Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz? Bir sanatçı olarak özellikle ilgilendiğiniz temalar nedir?

ZNS: Mezuniyet sonrası görsel iletişim tasarımı eğitimi almış bir bilgisayar mühendisiyim. Çocukluğumdan beri sayısal ve sözel alanlardan hangisini daha çok sevdiğime hiç karar veremedim. Bu nedenle, özel sektörde mühendislik yaptığım bir kaç sene sonrasında varlığını keşfettiğim interdisipliner alanın tam bana göre olduğunu düşündüm ve işi bıraktım, son üç senedir de bu alanda işler üretiyorum.

Sanatçı olarak özellikle bir kişiliği ve hikayesi olan insansı teknolojik eserler beni cezbediyor. Daha önce önünden geçenleri gözüyle takip edip hareketlerini taklit eden bir pandomimci kurgulamıştım, bu sene o işi Contemporary’de gösteriyor olacağım. Bunun dışında, bu seneki amber festivalin konusu özellikle benim üzerine çok düşündüğüm ve beni çok rahatsız eden bir konuydu, o yüzden arzuhalci çok benimseyerek başladığım ve çalıştığım bir iş oldu. Çalışma hayatının bireyi yok edişi üzerine çok kafa yoruyorum.

ÇZ: amberFestival Sanat ve Teknoloji festivali içinde yer alan bir sanatçı olarak sanat ve teknoloji ilişkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

ZNS: Kodlamanın bir yabancı dil gibi kendine has bir düşünme biçimi ve ahengi var bence, fakat genellikle uygulanış biçimi çok tek düze ve teknik düzeyde kalıyor. Bu boğucu bir şey, aslında sanatçının elinde bir fırça gibi kullanıldığında teknolojinin gireceği biçimler çok şaşırtıcı. Teknolojik araçlar, algıya sahip oluşları, çevrelerini anlayıp ona göre şekil alabilmeleri, kişilerle iletişim kurabilmeleri, çevresel etkenleri kişilere göre düzenleyebilmeleri gibi nedenler yüzünden, bir sanat eserine dahil olduklarında duygusal bağı çok kuvvetli sonuçlar yaratıyor. Teknoloji aslında sanat içerisinde ruh kazanan, dahil olduğu esere de ruh katan bir şey bana göre ve bu çok güzel. Ben de bunun aslında biraz geç farkına vardım ve kendi mesleğimden uzaklaşıp kaçmak yerine onu farklı bir biçimde kucaklamanın en güzeli olduğunu farkettim.

ÇZ: Bu senenin teması Çalışıyorum Öyleyse Varım. Dijitalleşen dünyada emek size ne ifade ediyor?

ZNS: Dijitalleşen dünyada veya eskisinde, bence çalışma hayatında emek her zaman başka birilerinin işine ne kadar yaradığımızın ölçü birimi oldu. Başkalarına katkı sağlamak için ömrümüzden ne kadar harcadığımızın ölçüsü gibi bir şey aslında. Emeğin bir amacı vardır. Mesela sevdiğimiz bir kitabı okurken emek harcıyor olmayız ama ders kitabı okuyorsak emek veriyoruzdur. Çünkü ders kitabının müfredatta bir yeri vardır ve sonuçta bizi bir meslek sahibi edindirecektir. Meslek sahibi olmalıyızdır, topluma, devlete ve sisteme katkı sağlamalıyızdır. Emek bunun üzerinden tanımlanıyor. Yani, aslında çalışıyorum o yüzden sistem benim varlığımı kabul ediyor, çalışmasaydım yalnızca kendim olarak bir hiçtim gibi bir bakış açısından baktım ben temaya ve bu duruma karşı bir eleştiri getirdim.

ÇZ: Bir sanatçı olarak yeni dijitalleşen dünyada sanatçı emek ilişkisini nasıl yorumluyorsunuz?

ZNS: Bu bahsettiğim emekle olan ilişki sanatçılar için de geçerli. Sanatçıların değeri de, başkaları tarafından ne kadar beğenildikleri ve satın alındıkları, ya da ileride satın alınma potansiyelleri üzerinden ölçülüyor. Yalnızca sanatçı olarak yaşamını sürdürmek isteyen insan bu denkleme uyum sağlamak zorunda, ya da ticari işlerini ve sanat işlerini ayırıp ticari işlerden gelen kazancıyla sanat tarafını yürütmek zorunda kalıyor.

ÇZ: Festivale katıldığını eseri bize anlatabilir misiniz? Hikayesi nedir, teknik olarak nasıl bir donanımla hayat buluyor?

ZNS: Festivale “huysuz arzuhalci” adlı eserimle katıldım. Bu bahsettiğim rahatsızlıklar çerçevesinde yorumladığım bir işti. Arzuhalci artık ölmüş bir mesleğin temsilcisi, işlevini yitirmiş ve sistemin dışına itilmiş. Yani artık arzuhalcilik meslekten sayılmıyor ve bizim arzuhalci de bir köşeye atılmış. Bu nedenle de bu dünyadan ayrılmaya karar vermiş ve fantastik bir dünyaya ışınlanmış. Orada, kendisini yalnızca bir çark gibi değil de birey olarak kabul eden bir ortamda bulmuş kendini. Orada duygularınızı önemseyen, küçük gündelik dertlerinizle ilgilenen, çocuksu şikayetlerini iletebileceğiniz bir devlet ve sistem var. Huysuz arzuhalci de oradaki dünyayla buradaki ziyaretçileri arasında bir köprü görevi görüyor. Fantastik evrendeki kurumlara ziyaretçilerinin ağzından absürd dilekçeler yazıyor. Bu dilekçeleri kendisi bir yazılımda oluşturuyor, fal bakar gibi uyduruyor ve altına elektronik bir mekanizma yerleştirilen eski bir daktilo düzeneğinde tuşlara tek tek basarak yazıyor.

ÇZ: Eserinizin festival temasıyla ilişkisini nasıl kuruyorsunuz?

ZNS: “Huysuz arzuhalci” olduğumuz dünyada işlevini yitirdiği için yok olan bir karakter. Paralel evrende canlanarak orada yalnızca bir birey olarak, dırdırcı çocuksu bir karakter olarak tekrar var oluyor. İçinde bulunduğumuz dünyada insanlar birey olarak sayılmıyorlar, duyguları, hayalleri önemli değil fakat sisteme ne kadar katkı sağladıklarıyla ölçülüyorlar. Bunun dışında sistem açısından yoklar aslında. “Huysuz arzuhalci” bu duruma getirdiğim bir eleştiri, yazdığı dilekçelerle bürokrasiyle alay ediyor.

ÇZ: Ziyaretçi ve eserin etkileşimi nasıl gerçekleşiyor?

ZNS: Ziyaretçi işin önüne geldiğinde bir sensör geldiğini anlıyor ve veritabanında kayıtlı kurumlar arasından rastgele bir seçim yapıyor. Bu kuruma atanmış aksiyona göre de diğer kelimeleri dilbilgisi kurallarına göre ard arda dizerek bir dilekçe oluşturuyor. Sonrasındaysa bu üretilen dilekçeyi, eski bir daktilonun altına yerleştirilen ve her motorun alttan bir tuşa bağlı olduğu mekanizmayı harekete geçirerek tuşlara teker taker çektirerek yazıyor. Mekanizmayı arduino kontrol ediyor.

ÇZ: Dijital donanımlarla üretilmiş bir eserde konvansiyonel sanatı referans alırsak farklı estetik kaygılarınız var mı?

ZNS: Evet, işin işleyişi dışında içeriğiyle ilişkili olarak kendine has bir estetik tarzı olmasına çalışıyorum, biçim işe göre değişiyor.

ÇZ: Gelecek projelerinizden kısaca söz eder misiniz?

ZNS: Huysuz arzuhalciyi geliştirme sürecinde elektronik ve mekanik kısımlar beni çok yordu, bu yüzden dil işlemeyle dilekçe üretilen kısım biraz sınırlı kaldı. Şimdilik ilk düşündüğüm bu kısmı geliştirmek, hem arzuhalcinin kelime veritabanını hem de dilbilgisi işleyişini geliştirmek istiyorum.

ÇZ: Türkiye’de yeni medya sanatını diğer adıyla dijital sanat ve amberFestival’i nerede görüyorsunuz?

ZNS: Türkiye’de yeni medya, asıl kullanımını ticari alanda fuar, avm veya festival gibi mekanlarda dikkat çekmek amaçlı etkileşimli kurulumlarda buluyor. Bunun dışında saf sanat olarak göründüğü alan halen çok kısıtlı. Amber uzun süredir bu alandaki tek festivaldi, fakat yeni medya son bir iki senedir farklı sergiler ve bir kaç büyük etkinliğin altında da kendine yer bulmaya başladı. Yeni medyanın maker hareketiyle de ortaklaştığı noktalar var. Hem maker hareketi hem de teknolojinin gelişmesiyle birlikte önümüzdeki senelerde çok daha popülerleşeceğini düşünüyorum.

Data fobik Youtube Kanalından alınmıştır.
Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *