Dijital DünyaDijital Sanat

Sanat Eserinin İradesi

27 Ocak 2012 Çigdem Zeytin

Alexa Wright_Alter Ego / amber'10 siborglaştıramadıklarımızdan mısınız?

Alexa Wright_Alter Ego / amber’10 siborglaştıramadıklarımızdan mısınız?

*Rh + Art Magazine, 2012, Ocak sayısında yayınlanmıştır.

Her birey var oluşuyla birlikte kendi iradesini ortaya koyar. Bireyin iradesinin ekseninde var oluş biçimlerinin alternatiflerini yaratan alter egosu vardır. Lacan’ın yaklaşımıyla ayna, insanın alter egosuyla tanıştığı metaforik bir zemindir. Ayna yüzyıllardır insanın diğer benliğine göndermelerde bulunduğu, diğer benini aradığı ve alter egosuyla yüzleştiği yüzeydir.

Peki metaforik bir düzlemde aynada yansıyan alter egomuz kendi iradesini ortaya koysaydı ne olurdu? Var oluşumuzu tanımlayan birliğimizin parçalandığını mı hissederdik, alter egomuzla etkileşime geçmenin keyfini mi çıkarırdık ya da irademizin bütünlüğünün sarsıldığı düşüncesiyle zeminimizin ayaklarımızın altından kaynadığını mı düşünürdük?

Alexa Wright insan kimliklerini inceleyen sanatçılardan biri. İnsan kimliklerini incelerken cevap bulmak istediği ve bazen yaratmak istediği yeni sorular için kendine çizdiği bir çalışma alanı var: İnsan portresi. Kendisi insan portresini merkeze alarak çalışan, üretimlerinde fotoğraf, video, ses ve interaktif dijital medyayı kullanan bir sanatçı. Alexa son on yıldır sanat ve bilimin paralel düzlemleri arasında teknolojiyi kullanarak köprüler yaratıyor. Tıp alanında çalışan birçok farklı bilim adamı ile işbirliği yapan Alexa Wright son çalışmalarından biri olan Alter Ego’yu oluştururken University College London’dan Profesör Alf Linney ile işbirliği yaptı. Projelerini çeşitli tıbbi koşullarda gerçekleştiren sanatçı insanın kimliğine yönelik felsefi sorular ortaya koymayı hedefliyor.

Wright’ın; Alter Ego adlı çalışması daha önce değindiğimiz Lacan’ın ayna metaforundan farklı bir değişken ortaya koyuyor. Aynada idealize ettiğimiz biz olan ve olmayan, Lacan’ın tanımladığı öteki yani Alter Ego üzerine kurgulanan çalışma, bir makinenin, bir ölçüm aracı ve bir alet olarak “tahmin edebilirliği” ve “kullanıcılarla girdiği ilişki içindeki karakteristiği” sorguluyor. Alter Ego çalışmasının amacına ulaşıp ulaşamayacağı teknolojik bir mekanizmanın, “bir makinenin” ölçüm yapma yeterliliği ve insan yüzünü matematiksel ve mantıksal bir çerçevede algılayabilmesine göre değişiyor. Fakat tüm bu değişkenlerle birlikte çalışma, odağımızı kopyaladığı insanın yüzündeki duyguyu aktarıp aktaramadığına çekiyor. Böylece Alter Ego; makine ve insanın ayrıştırılamadığı noktada eserin karşısında yer alan kişiyi, izlenen ve deneyimlenen benliği ile bilinçli ve duygulanımlı cevaplarla tanıştırıyor.

Çalışma, deneyimi yaşayacak olan kişinin sıradan bir aynanın karşısına oturduğu düşüncesinin uyandırıldığı, ayna görünümünde tasarlanmış bir enstalasyon. İzleyici “Ayna”nın karşısına geçtiğinde yaptığı mimikler ve ifadelerle kendi avatarı yani görüntüsüyle etkileşime geçerek izleyici konumundan kullanıcı konumuna geçiyor. Kullanıcı mimiklerini ortaya koyarken “Ayna”nın arkasında yer alan bir kamera kullanıcının özel bir şey yapmasına gerek kalmaksızın otomatik olarak ifadelerini kaydediyor. Sürecin devamında “kullanıcın yüzü”nü kopyalayarak modelleyen araç, “Ayna”da “kullanıcının yüzü”nü görünür kılıyor ve 30 saniye kadar kısa bir süre sonra kullanıcının aynadaki yansıması kendisine tepki vermeye başlıyor. Örneğin; kullanıcı gülümserse aynadaki sanal yüz (kullanıcının yansıması-Alter Ego’su) kızgın ya da hüzünlü bir ifadeye bürünebiliyor.

Uzun araştırma ve üretim süreçlerine yayılan çalışma 2000-2005 yıllarını kapsayan 5 yıl içinde üretilmiş. Sanatçı araştırma dönemini UCL London Medikal Fizik Departmanı’ndan Profesör Alf Linney’le gerçekleştirirken üretim ve yazılım sürecini ise bir programcıyla gerçekleştirmiş. Duygu durumlarımızın yüzümüzdeki yansımaları üzerine araştırmalar yapan sanatçı çalışmasını özellikle insanların yüzlerindeki ifadelerin aldığı formları kaydederek temellendirmiş. Yüzlerce yüzü ve her bir yüzün çeşitli ifadelerini biriktirdikleri bir veritabanından, yüzdeki yirmi iki noktayı kaydeden bazı programlarla birbirine en yakın on ifadeyi belirlemiş. Baskın olan bu yirmi ifadenin tasnif edilmesi ve her bir yüzün kopyasının alınmasıyla kendi dinamiğine sahip bir yüze, bir avatara çevrilmesi için de yeni yöntemler geliştirmiş. Son olarak bir 3D modelleyici ile ifadeleri taklit edebilen bir avatar yaratarak enstalasyonu tam anlamıyla bir aynaya dönüştürmüş ve ilgili kullanıcı ile kendi bağımsız karakteristiğiyle etkileşime geçen bir çalışma ortaya koymuş.

Alexa Wright izleyicinin çalışmayla olan ilişkisi ve etkileşimiyle ilgilenen bir sanatçı. Çalışmalarında gerçek ve gerçek olmayan arasındaki çizgiyi olanakların izin verdiği oranda kaldırmayı, yok etmeyi amaçlıyor. Bu sebeple izleyicilerin buluştuğu eserlerinde kullandığı arayüzün olabildiğince transparan yani görünmez hale gelmesini sağlayarak gerçekliği yeniden kurgulamaya çalışıyor. Bu sayede, deneyimin gerçekliğini pekiştirmeyi amaçlayan sanatçı özellikle etkileşimin kapılarını açan dijital medyanın insanlara sunabileceği olanaklar ve bize dair söyleyebileceklerine odaklanıyor.

Çalışmalarında izleyicinin eserle etkileşiminin başarıya ulaşması için estetik bir katkısının da olması gerektiğini ifade eden Wright’a göre estetik olarak gerçeklikle örtüşen bir çalışma izleyicinin çalışmayı içselleştirmesine ve çalışma ile ortaya koyduğu önerme üzerine düşünüp sorular sormasına neden olmalı.

Teknolojinin deneyimlerimizi dönüştürerek alternatiflerini yarattığına dair düşüncesini “ ‘Alter Ego’ tam anlamıyla bir aynanın fonksiyonlarına sahip gibi görünse de gerçek bir ayna ‘Alter Ego’dan farklı olarak yanılsama yaratır.” sözleriyle örnekleyen sanatçı modern hayatın bir gerçeği oluşundan yola çıkarak insan hakkında öğrenmek istediklerine dair cevaplara ulaşmak için teknolojiyi bir araç olarak kullanmayı tercih ediyor. Özellikle sadece kullanıcılar tepki verdiğinde etkileşime geçen projesiyle yaşanılan deneyime ve Alter Ego’nun tepkilerine, kullanıcının kendisinin karar vermesini sağlayarak tam anlamıyla bir Alter Ego oluşmasını sağlıyor.

Benliğimdeki Ayna

Descartes’ın insanı, zihin ve beden olarak ayırışı mekanik bir bedenin postmodern kavram çerçevesinde öznelliğinin değişmeden günümüze kadar uzanışının başlangıcını tanımlar. Descartes’a göre akılcılık ve zihin insan olmanın ne anlama geldiğini ifade edebiliyor olmalıdır. Diğer yandan bu durum akılcılığın ve zihnin duygularla taban tabana zıt kutuplar yaratmasına neden olur. Fakat son zamanlarda, bilişsel sinirbilim ve ilgili alanlarda, akılcı düşünce ve duygu ayrılmazlık göstermiştir. Kendilik duygumuz, bir başka deyişle, biyolojik ve ruhanidir. Bu vücudun statik görsel temsiline bağlı olduğu kadar bir kişinin olma halini tanımlayan dinamik bir bilince bağlıdır. Tam da bu noktada Alexa Wright’ın çalışması yeni sorularımızın cevaplarına zemin hazırlar.

Öznellik kavramının değişiminin temelinde yatan bu durum, teknolojileri kavrama ve teknolojilerle ilişkilenişimiz konusunda bir itki yaratır. Artık bilgisayar insanın yerine ikame eden basit bir araçtan daha fazlasıdır. İnşa ettiğimiz teknolojiler dünyamızı şekillendirmekle kalmaz dünya ile ilişkilerimizi, benlik algımızı ve insan olmanın ne demek olabileceğine dair anlayışımızı şekillendirir.

Scott Bukatman; daha önce bölünmüş kişiliği, bölünmüşlük durumunu, ötekileşmeyi ve yabancılaşmayı aynanın hayali dünyasında yaşadığımızı ifade eder. Bugün ise ekranın, arayüzlerin, teknolojik hudutların ve networklerin hayali dünyasında yaşadığımızı, yansımalarımızla bu yeni dünyalarda karşılaştığımızı belirtir. Kullandığımız bütün makineler artık bizim ekranlarımıza dönüşmüştür. Bizler etkileşimle ekranlara dönüşürken, bizim etkileşimimiz de ekranların etkileşimine dönüşmektedir.

lexa Wright_Alter Ego / amber'10 siborglaştıramadıklarımızdan mıs

Alexa Wright_Alter Ego / amber’10 siborglaştıramadıklarımızdan mısınız?

Bu katman basit anlamda aynanın güncel öznellik paradigmasında yarattığı alanın, ekran ile yer değiştirdiğini ifade eder. Diğer yandan yeni teknolojiler eski kavramların yerine ikame etmekle kalmaz bu yeri yani alanı genişletirler. Bukatman’ın ifade ettiklerinin yanında unutmamamız gereken şey Alter Ego çalışmasının ayna ve ekran değişiminden daha karmaşık oluşudur. İnsan; makine-insan ilişkisini öne süren kavramsal süreçleri bugüne taşırken, ne yazık ki Lacan’ın ifade ettiği alter ego kavramı Lacan’ın alter egoyu görselleştirdiği alan olan ayna ile sınırlı kalır. Bu sınırın ötesine geçen Alter Ego çalışmasının farkı ise aynadaki alter egomuza cevap veremeyecek oluşumuzdan hareketle kendi bedenimize yönelik farkındalığımızı artırmasıdır.

Alter Ego’nun mimikleri öznel olmayan bir tepkiler zinciridir. Her ne kadar ifadeleri jenerik olsa da katılımcıyı tepki vermeye teşvik eder. Alter Ego çalışması makinelerin insanın yerine ikame edebileceği bir dünyaya dair izlenimler derler. Bu dünya, makine temelli değil, insan temelli bir teknolojik dünyanın inşasına dair öngörüler yaratır ve insanın duygularına cevap veren arayüzlerle insan makine ilişkisi konusunda değişen dengeleri ortaya koyar.

Artık makineler kullanıcılarıyla ilişkilenmekte ve pasif bir araç olmaktan öteye geçmektedir. Alter Ego çalışması heterojen, etkin ve analitik olmaktan biraz daha uzak bir insan-makine ilişkisinin kapılarını aralar. Alter Ego; kullanıcının beklentileriyle oynar, görsel ve etkili bir enformasyon üretimiyle beklenmeyen ara yollar yaratarak kullanıcının farkındalığını artırır ve böylece teknolojik gelişmeler ve insanın öznellik algısının dönüşüme dikkat çeker.

Bu ise hayali dünyaların tasarımına dair yeni bir harita yaratır. Hayali dünyamızın haritası artık sadece yaşayan bedenin coğrafyasında değil aynı zamanda bilinç taşıyan aklın sınırları içinde yeniden çizilmelidir. Artık gelecek bize diğer benlerimizi ve oluşlarımızı yansıtan yeniçağın etkileşimli aynalarında yansıyan iradeler sunmaktadır.

Sanatçı hakkında detaylı bilgi: http://www.alexawright.com/

Çiğdem Zeytin

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *