Güncel SanatSergi

Tekrar ve Hayatta Kalma Üzerine

https://www.youtube.com/watch?v=sq77hXq9O54

31 Ağustos 2013 Çiğdem Zeytin

*Artfulliving 2013, Mart yayını için kaleme alınmıştır.

Güncel sanat alanında yeni projeleri teşvik etmek ve küratöryal çalışmalara olan ilgiyi arttırmak için geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen Akbank Sanat Uluslararası Küratör Yarışması 2012’yi kazanan Alejandra Labastida’nın, “Başkalarının Hayatı. Tekrar ve Hayatta Kalma” (The Life of Others: Repetition and Survival) adlı projesi Akbank Sanat’ta 20 Şubat – 27 Nisan 2013 tarihleri arasında izlenebilir.

Tarihsel eserleri ve olayları kendine mal etme, onlara atıfta bulunma, çevirisini yapma ve yeniden yaratma sanatsal stratejileri üzerine odaklanan sergi, tekrara dayalı çağdaş sanat uygulamalarını anlamaya yönelik yeni bir bakış açısına ulaşmayı amaçlıyor.

Deleuze’ün yasaların kapsadığı özel niteliklerin ihlali ve istisnası olarak, tekilliğe karşı duran bir güç diye tanımladığı tekrar kavramının izinden giden sergiye baktığımızda aklımızda pek çok soru belirir. Tarihsel eserlerle olaylar yaşandığı ve geride kaldığı an sonrasında birine mal edilebilir mi? Üretilmiş ve kendi döneminin koşullarında izleyiciyle buluşmuş bir sanat eserinin çevirisi yapılabilir mi? Sanatçının, geçmiştekini bugüne taşırken takındığı tavrın izleyiciye sunduğu nedir? Sorular mı, hüzün mü, hiciv mi, nostalji mi?

Deleuze’ün “tekil”liğe karşı duran bir güç olarak tanımladığı “tekrar”, bir hayatta kalma biçimi midir? Bu soru cümlesi yukarıda dile getirdiğimiz soruları kavrayan bir soru cümlesi olarak karşımıza çıkar. Zamanının ve kendi anının ekseninde, kendi tekrarlarıyla var olan sanatçı, geçmişte var olan başka bir sanatçının eserinin yarattığı anlamın tekilliği karşısında yeni tekillikler yaratma çabasıyla hareket eder.

Günümüz sanatçısı anların toplamından oluşan bir mirasın varisi olarak kendi üretiminin tekilliğine yatırım yapar. Elindekinin anlamını ve değerini yeniden yorumlarken geçmişe ait anlara yönelik yarattığı tekrarlarla tekilliklerini sıfırlar fakat her tekrar tıpkı kelimenin kökünde olduğu gibi kendi varoluş biçimiyle tektir. Yani aslında hiç bir şey tekil değildir ve aynı zamanda her şey tekildir.

Başkalarının Hayatı Sergisi’nin pek çok duygu durumuna neden olduğunu söyleyebiliriz. Sergi üretilmiş olanın yeniden üretilmesi ve yeni bir bakış yaratmak üzere kurgulanmış tekrarlar üzerine şekilleniyor. Tekrar edenin asla ilk olarak önünüze konulanın aynısı olamayacağı gerçeğinin getirdiği yitirmişlik duygusu, tekrar etse de yeni bir şeye dönüşmüş olan ve kendi tekilliğini sunan karelerdeki yeni gerçeklikle yer değiştiriyor.

Ming Wong

Sergideki eserler, anların ardışık dizilimindeki lineer akışın derinleşmesine ve genişlemesine neden olan tekrarlara sahipler. Bazılarında tekrar eden sekanslar olarak gözlemlediğiniz bu durum bazılarında ise anlamı kırmak ve yeniden yorumlayarak genişletmek üzerine kuruluyor. Örneğin Ming Wong’un çalışması, tema edindiği konuya yönelik ciddiyetimizi bir anda kırar. Tekrar edilerek sıradanlaşan politik söylem karşısında yabancılaşırız ve eser bizi bir hiciv performansıyla yüzyüze getirir.

Y Nauman - Kiss
MY Nauman – Kiss

Aynı şekilde MY Nauman’ın Kiss adlı çalışması ise bizi, Kiss müzik grubunun sahneye çıkmadan önceki hazırlığına götürür. Sahne öncesi makyajlarını yaparak büyük bir ritüele hazırlanan Kiss grubunun makyajı yaptıkları “o an”a geri dönüp baktığımızda, o anın tekilliğinin bir daha yaşanamayacağını bilir ve hüzünleniriz. Aynı sekansın tekrarı bize ambiyansın kendi değişkenlerini ve duygusunu taşıyamaz. Bu
sebeple bir tekrardan ibarettir ve artık kendi gerçekliğini yaratmıştır.

agdalene Leite, Cover
Magdalene Leite, Cover


Magdalene Leite, Cover performansıyla izleyiciyi endüstriye dönüşmüş olan pop müzik kültürününün  getirdiği statülerin inşasına ve yıkımına yönelik bir araştırmaya sokar.

Jorge Mendez’in okyanusun ortasına bırakılmış kırmızı kütüphaneye dair hikayesinin hüznü ve yalnızlığı ise aynanın aksında tekrarlayan dalgalarla giderek büyür.

orge Mendez
Jorge Mendez – There is no Easy Way From the Earth to the Stars 

Sergideki her bir eser kendi karakteri ile tekrarın bünyesinde barındırdığı tehlike, hüzün, yalnızlık ve benzer diğer duygular, anların ardışık diziliminin doğal bir unsuru olan tekrarın, asla temsil ettiği bir önceki tekrarın kendisi olmayacağı gerçeğini öne sürer. Bizleri her yeni tekrarın sadece kendi var oluş amacıyla varlık göstermesi durumu ile yüzleştirerek bir öncekine olan inancımızı kaybetmemize neden olur.

Başkalarının Hayatı Sergisi belki de bu yüzden tekrar ve hayatta kalma paranteziyle açımlanıyor. Bulunduğumuz anın sunduğu gerçekliğin doğruluğuna yönelik şüpheler sunmak ve buna rağmen bulunduğumuz her ‘an’a yeniden inanmanın yollarına ışık tutmak için.

Çiğdem Zeytin

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *