Dijital DünyaDijital Sanat

Yeni Medya Sanatı ve İzleyici Etkileşimi

90’lardaki dijital devrim sanatçılara yeni araçlarla yeni ortamlar sağlarken dijital teknolojiler ve beraberinde getirdikleriyse sanatçının üretimine konu olmuştur. Dijital teknolojilerle birlikte gelişen yeni medya sanatı; bir çoğumuzun ifadesiyle interaktif(etkileşimli) sanat genel olarak üretim sürecinde bilgisayar gibi programlama unsurlarının kullanılmasını temel alır. Bu süreçte bilgisayar gibi akıllı araçlar geleneksel anlamda bir yardımcı araçtan, vazgeçilmez bir ortak yaratıcı konumuna yerleşirken izleyicinin sanat eseriyle ilişkisi ve rolü değişime uğramıştır.

Sanat teorisyenleri 60’lardan bu yana izleyicinin sanat eserinin bir parçasına dönüşmesi, izleyen olmaktan çıkarak katılımcı olmasıyla ilgilenmişlerdir. Son elli yıldır çeşitlenen sanat üretimiyle teknoloji ustaları ve sanatçılar arasındaki işbirliğinin zamanla artması ise sanatçıların bilgisayarla interaktif bir ilişki içerisine girmelerine neden olurken izleyiciyi katılımcıya dönüştürmenin sınırları da dijital teknolojinin sunduğu olanaklarla genişlemiştir.

Bu çalışmada sanat eseri ve izleyici etkileşimini dijital teknoloji ile şekillenmiş olan sanat üzerinden değerlendirmeye çalışacağız. Bu sebeple konuyu genelden özele almak ve teknolojinin gündelik hayatımızdaki kullanımından örnekler vererek başlamak doğru olacaktır.

Etkileşim Dünyasına Hoşgeldiniz

“Bugün bilgisayarları kullandığımızı düşünsek de aslında bilgisayarları yönlendirmiyor onlarla etkileşiyoruz.” Bu durum ise pek çok sanat çalışmasının interaktiviteyle şekillenmesine yani etkileşim deneyimini merkeze alarak üretilmesine ilham veriyor. Unutmamalıyız ki, doğru kurgulanmış dijital tasarımlar pasif yapılar değillerdir. Bizi etki yaratmaya ve tepki vermeye yönlendirirler. Bu sebeple dijital bir sanat olayı tasarlamak da kullanıcının deneyimleyeceği deneyimin koreografisini yapmaktır. Örneğin tasarım keskin hatlara sahipse kullanıcı deneyime yabancılaşacak, tasarım hatalıysa çalışmaya hangi kimlikle dahil olduğumuzu bilmemiz mümkün olmayacaktır.

Son yirmi yıldır tasarımcılar dijital ortamda hazırladıkları çalışmalarını interaktif tasarım olarak adlandırmaktalar. Dijital tasarımcılar bir arayüzü ya da uygulamayı statik ekranlar olarak tasarlarlar. Bu tıpkı bir film ya da oyundaki senaryo yazımı gibidir ama önemli bir farkı vardır: “Dijital bir arayüzde olasılıklar kullanıcının seçimine göre çoğalarak katlanır. Dijital bir sanat olayı bilgisayarda farklı sanal cevaplar verebilir. Dijital sanat yeni tasarım felsefesinin bir yansımasıdır.” “Dijital bir sanat olayı tasarlamak bir deneyim tasarlamaktır.”

Etkileşim tasarımının iyi örneklerinden biri etkileşimli laboratuvar: Create a Chicago Bilim ve Sanayi Müzesi’nde interaktif bir sergi. Ziyaretçilerin özel etiketli diskleri kullanarak periyodik tabloda kimyasal reaksiyonlara neden olmalarını sağlayan bir çalışma. Patten Studio

Enstalasyon Sanatı ve Teknoloji

Sanat eseri ve izleyici etkileşimini, ortaya çıktığı günden bu yana izleyicinin aktif katılımını merkeze alan enstalasyon sanatı üzerinden incelemek doğru olacaktır. Enstalasyon sanatındaki etkileşimin(izleyici katılımının), olasılıkları arttırması ve dijital tekniklere uyum konusunda sunduğu olanaklar sanatçının yaratıcı dünyasının sınırlarını fazlasıyla genişletmiştir.

Reactable: Reactable Barselona, ​​İspanya Universitat Pompeu Fabra de Müzik Teknoloji Grubu bünyesinde geliştirilen bir masaüstü fiziksel kullanıcı arayüzüne sahip etkileşimli bir elektronik müzik aletidir.

İzleyicinin sürece nasıl dâhil olduğu sorusuna en önemli cevaplarından biri kurgulanan ortamın en önemli malzemelerinin izleyicinin etrafını saran arayüzler oluşudur. Dijital tekniklerden yararlanan sanatçı arayüzler aracılığıyla izleyici için bir deneyim yaratır. Arayüz tanımı bu sebeple sadece bilgisayar ekranıyla karşı karşıya olma tanımıyla sınırlanmamalıdır. Arayüz nedir sorusuna verilecek en iyi cevap bir arayüzün iki farklı boyut arasında yine iki boyutun da özelliğini taşıyarak birbirlerine açılan bir kapı işlevi görmesidir. Burada kapı tanımını arayüzü daha açık bir şekilde tanımlamak adına kullandık fakat hepimizin bildiği gibi bilgisayar ekranında karşı karşıya olduğumuz arayüze pencere demekteyiz. Arayüz üretimini yapan teknoloji uzmanları izleyiciyi diğer dünyayla bağlayan bu nötr alana pencere diyerek doğru bir tanım yapmışlardır. Çünkü izleyici ya da kullanıcı; bir arayüzle karşı karşıya olduğunu zaman zaman unutur. Ta ki yaşadığı deneyimin kurgusal olduğunun bilincine varıncaya kadar.

ACCESS web kullanıcılarının robotik spot ve akustik tavan sistemi ile takip ederek, halka açık yerlerde anonim bireyler izlemenize olanak sağlayan bir etkileşimli bir enstalasyon.

http://www.accessproject.net/

McLuhan’ın “Medium is the message.” ortam iletinin kendisidir ifadesini kullanırken vurguladığı, yeni teknolojilerle üretilen sanat eserinin kullandığı ortamlar ekseninde  tartışmaya açıktır. Fakat kabul etmemiz gereken bir şey var ki günlük hayatın içinde karşılaştığımız pek çok arayüzün varlığını unuturuz. Örneğin Baudrillard’ın tam ekran adlı kitabında belirttiği gibi bir metni ekrandan okumakla bir kâğıttan okumak arasında büyük fark vardır. Aslında ekrandan okuduğumuz bir yazı değildir. Yazılmamıştır. Siber alemin kurallarına göre kurgulanmış, kodlanmıştır.

Shadow Harp: Gölge-izleme tekniğiyle üretilmiş interaktif sanat eseri

Her gün izlediğimiz bize hareketli görüntüler aktaran televizyon da, bir sinema perdesi de, bize ses frekanslarını ulaştıran radyo da birer arayüzdür. Fakat bizim için artık o kadar olağandırlar ki onlarla ilgili böyle sorgularımız olmaz. Bu sebeple dijital tekniklerle kurulan sistemler yani enstalasyonlar dediğimizde de aklımıza ilk gelen sadece bir bilgisayar olmamalıdır. Evet bilgisayar dijital enstalasyonların kalbidir diyebiliriz çünkü internet gibi olanaklarla başka bir ülkeden verdiğiniz komutla hazırladığınız çalışmayı harekete geçirebilmeniz olanaklıdır.

Connected Film Fragmanı siber bağlantılarımız üzerine güzel bir özet sunuyor.

Tüm bu teknik bilgilerden sonra dijital tekniklerle hazırlanmış bir enstalasyonla karşılaşmış olan izleyicimizin neler yaşadığı üzerine konuşmamız gerekir. Öncelikle dijital enstalasyon kesinlikle izleyicinin katılımını destekler ve izleyiciye sadece bir sanat çalışması sunmaz. Bunu yaparken katılımcıyı işitme, görme, dokunma gibi beş duyuyu da uyaran üç boyutlu grafik ve çok kanallı, uzamsallaştırılmış ses ve görüntü gibi unsurlar vasıtasıyla etkileşimli dijital bir ortama sokmaktadır. Katılımcının dijital arayüzlere verdiği her tepki (işitsel, görsel vb duyu durumu) bir duygu durumu yaratarak yeni olasılıkları beraberinde getirir. Her katılımcının vereceği farklı tepkiyi ve olasılık farklarını düşündüğümüzde çalışma her seferinde kendini yeniden üretir ve kendini  asla tekrar etmez.

Duchamp bir sanat eserinin estetik değerinin güzellikle sınırlanamayacağını ve asıl estetik olanın sanatçının yaratım sürecinde ürettiği duygu olduğunu iddia eder. Sanat eserini sanat eseri kılanın aslında sanatçı değil izleyici olduğunu ifade eder. Tüm bunları dijital enstalasyona, etkileşimliliğe ve izleyenin katılımcı olma noktasına bağlayacak olursak; katılımcı için sanatsal bir deneyim yaratmış olan sanatçının bu deneyimi tasarlarken edindiği estetik hazzın yanında katılımcının da kendi referans çerçevesinden bağımsız olmayan bir estetik hazzı söz konusu olacaktır.

ADA – Karina Smigla-Bobinski tarafından analog interaktif kurulum / kinetik heykel / post-dijital çizim makinesi.

Aynı zamanda tüm çalışmanın tasarlanmasından izleyici tarafından deneyimlenmesi aşamasına kadar ki süreçte aslında “sanat eseri” tanımına girenin ne olduğu tartışılmalıdır. Amaç katılımcının eserle etkileşim süreci içinde yaşadığı duygulanım durumuyla ortaya çıkan haz yani deneyimin kendisi midir, yoksa sanat eseri olarak tanımlayabileceğimiz şey katılımcının yönünü belirleme kaygısına sahip olan ya da olmayan sanatçının izleyici daha doğrusu katılımcı için bir deneyim sunan koreografik tasarımı mıdır? Çünkü  dijital tekniklerle ortaya konulmuş ve izleyicinin katılımını sağlayan enstalasyonlar deneyimin koreografisidir.

İnteraktif(etkileşimli) sanat daha çok teknolojinin sanatı hangi yolla ürettiğiyle de ilgilidir. Örneğin Ernest Edmonds bilgisayarın üretilecek olan sanat eserinin özelliğini tanımlamada ve gerçek zaman yönetimini belirlemede etken olduğunu öne sürer.

Ernest Edmonds Mark Fell işbirliğiyle, 2007. Ses / video oluşturulan bilgisayar: Colorfield Remix Sheffield, İngiltere’de Sensoria 2010 yılında verilen bir performans.

Bu durum bilgisayarınızın masaüstünde grafik tasarımlar yapmaktan farklıdır. Burada bilgisayarın sanat eseri üzerindeki rolü deneyime doğrudan yansımaktadır ve sanatçıyı sanatçı olmaktan çok yaratıcı deneyimler yaratmak üzere çalışan bir uzmana dönüştürür.

Sanatta etkileşime interaktif sanat dışından da bir örnek vermek yeni medya sanatının etkileşim biçimleri ile karşılaştırma yapmak açısından faydalı olacaktır. 1960larda happening sanatçısı olan Allan Kaprow’un Eat Thus adlı performansı katılımcının eserin bir parçasına dönüştüğü bir çalışmadır. Kaprow’un çalışmasının başında iplerde asılı elmalar yer alır. Katılımcı isterse iplerden birine asılarak elmayı hareket ettirip yiyebilir ya da çok aç değilse bir ısırık alıp onu asılı olduğu yerde bırakabilir. Artık bir sanat eserinin içine dahil olmuş olmak bir elmayı yemek ya da sanatçının işini dışarıdan izlemek kadar doğal hale gelmiş tanıdığımız bir deneyime dönüşmüştür.

Apple Shrine- Allan Kaprow

Yeni Medya Sanatında Etkileşimin Kategorileri

Sanat objesinin biri tarafından izlenirken değişime uğramadığını biliyoruz. Sanat objesi ve izleyeni etkileşim içinde değildir, daha doğrusu izleyicinin eserle ilişkisi sırasında kendinde oluşan psikolojik ve duyusal ya da duygusal değişimleri gözlemlememiz mümkün değildir. Bunun bildiğimiz müze ve galericilik sisteminde bir izleyenin basılı bir işi izlemesi ,bir bant kaydını dinlemesi ya da yanındaki diğer izleyiciyle yorum yapması dışında bir etkisi yoktur. İzleyen eseri sadece yorumlayabilir ona dokunup onu etkileyemez, değiştirip, dönüştüremez.  

Bir önceki bölümün son kısmında değindiğimiz Edmonds ve Cornock dijital teknolojinin sağladığı içeriklerden yola çıkışla eser ve izleyici arasındaki etkileşimi üç ana kategori altında toplamışlardır.

Dinamik Pasif

“Sanat objesinin ses, ışık ya da diğer unsurlarla donatıldığı, modifiye edildiği ve sistemin işleyişine olanak sağlayan bir iç mekanizması vardır. Bu içsel mekanizma sanatçı tarafından belirlenmiş, mekanda gerçekleşecek olan değişimlerle sınırlı öngörülebilir sonuçlara sahiptir. Sanat eseri çevresel faktörlerle dönüşürken izleyici pasif bir rol edinir, katılımcı olamaz ama eserin değişimine şahit olur.”

Jenny Holzer at Mass MoCA- Projections

Dinamik İnteraktif

Dinamik pasifteki tüm koşullar geçerli olmakla birlikte bu tip çalışmalarda izleyici eserin değişimine katkıda bulunur. Örneğin belli sahneleri devreye sokan adımlarınıza duyarlı bir zemin ve bu zemin üzerinde yürümeniz gibi. Bu durumda izleyici eserin  parçalarından biri haline gelir. Bazı ses ve görüntü yakalama programlarında sanat eseri katılımcı ya da katılımcıların sesleriyle dönüşür. Çalışma insanın hareketlerine cevap vererek hareketlere eşzamanlı olarak müzik üretir.

Sidney Bienali. Daan Roosegaarde. Işıkla düzenlenmiş interaktif manzara. Doğanın ve teknolojinin bu melez oluşu.

Değişken Dinamik İnteraktif

Yukarıda sözünü ettiğimiz iki koşul da halen geçerlidir fakat beraberinde modifiye edilmiş bağımsız bir yönlendiren vardır. Bu bir insan ya da bilgisayar yazılımı olabilir.Bu tip interaktif yapılarda sanatçının eser konstrükte etmekten öteye geçerek onunla izleyici arasındaki etkileşimi özelleştirmesi söz konusudur. İşte burada sanatın üretim süreci sanat mıdır sorgusu tekrar devreye girer.

Michael Cross. Köprü

Bu yazıda sanat eseri ve izleyici etkileşimi düzleminde biraz bilgilendirici biraz da giriş niteliğinde bir değerlendirme yapmaya çalıştım. Yeni medya sanatı teknolojinin hızıyla geçirdiği değişimler ve yarattığı yeni olanaklarla sürekli gelişmeye devam ediyor. Çeşitlenen konular ve üretimler beraberinde yeni tanımları getirirken; sanatçı, sanat eseri, sanat izleyicisi, estetik, eserin taşınabilir oluşu ve bir sanat ürünü olarak eserin konumu gibi tartışmaları da beraberinde getirmekte. İlerleyen süreçte Yeni Medya Sanatı hakkında sorularımıza cevaplar aramaya devam edecek bazen yeni sorular yaratarak beraber düşünüyor olacağız.

Aşağıda Lozano-Hemmer’dan derlenmiş bir kaç interaktif sanat çalışmasına dair örnek daha bulabilirsiniz. Bu çalışmalar sadece interaktif sanat çalışmalarına örnek olmakla kalmıyor aynı zamanda insanın ortak çalışma ve farklı disiplinlerden gelmiş bakış açılarının  kesişebildiğini de gösteriyor.

Rafael Lozano-Hemmer | Haunch of Venison

Rafael Lozano-Hemmer | Haunch of Venison

Çiğdem Zeytin

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *